MENÜLER |
|
| |
|
 |
13/1/2007 - YAZILAR
HER HAYAT YAŞANACAK BİR CAN BULUR....... |
|
  
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:
- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir hârika!"
Çocuk, ona dönerek:
- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir bacağım doğuştan eksik".
- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı."
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi."
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
- "Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?" - "Çok basit!" dedi, adam. "Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler..."
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işâret ederek:
- "Baktığın ayakkabı, sana yakışır!" dedi. "Denemek ister misin?" Çocuk, başını yanlara sallayıp: - "Üzerinde 30 lira yazıyor" dedi, "Almam mümkün değil ki!"
- "İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!" dedi adam, "Bu durumda 20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder." Çocuk biraz düşünüp: - "Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!" dedi, "Onu kim alacak ki?" - "Amma yaptın ha!" diye güldü adam. "Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım." Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek: - "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu.
- "İkiye gidiyorum!" diye atıldı çocuk, "Üçe geçtim sayılır." - "Tamam işte!" dedi adam. "5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!"
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
- "Benim satış işlemim bitti!" dedi, "Sen de bana, bunu satsan memnun olurum." - "Şaka mı yapıyorsunuz?" diye kekeledi çocuk, "Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?" - "Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş..." dedi adam, "Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder." Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek: - "Bana göre 20 lira yeterli." dedi. "İndirim mevsimini başlattınız ya!" Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip: - "Babam haklıymış!" dedi. "Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok! demişti." * Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur, * Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur, * Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur * Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir
  
|
| • 0 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz? • Bağlantı |
13/1/2007 - MUTLULUK AYRINTILARDA GİZLİDİR.........
|
|
    
|
Ailesi ve kendisini seven hiç kimsesi olmayan biryetim kızla ilgili çok güzel bir masal vardır. Kendini çok ama çok üzgün ve yalnız hissettiği bir gün, çayırda yürürken, bir çalıya küçük bir kelebeğin takıldığını görür. Kendini kurtarmak için çabaladıkça, dikenler onun narin bedenini daha çok hırpalar. Küçük yetim kız dikkatle kelebeği kurtarır. Uçup gitmek yerine, kelebek güzel bir periye dönüşür. Kız gözlerine inanamaz.Peri, kıza, "Senin eşsiz iyi kalpli davranışın için, sana bir dilek dileme hakkı veriyorum."der.Kız bir an düşünür, sonra "Mutlu olmak istiyorum." der.Peri "Peki" der, ona doğru eğilir ve kulağına fısıldar. Sonra da ortadan kaybolur. Kız büyüdüğü sürece, ondan daha mutlu kimse yoktur. Herkes ona mutluluğunun sırrını sorar. O ise gülümser ve "Sırrım, küçük bir kızken iyi kalpli bir periyi dinlemiş olmamdır."der.Yaşlanıp, ölüm döşeğine düştüğünde, komşuları etrafına toplanırlar. Sırrının da onunla birlikte yitip gitmesinden korkmaktadırlar. "Lütfen bize söyle" diye yalvarırlar. "İyi peri sana ne dedi?"Sevimli yaşlı kadın gülümser ve "Bana şöyle söyledi" der:"ne kadar güvende, ne kadar yaşlı ya da genç zengin ya da fakir olursa olsun herkesin sana ihtiyacı var"
Kim demiş " Mutlu olmak zor diye " hayatı ince detayla yaşayan insanlar ufacık olaylarla mutlu olurlar.o mutlulugu yakalayanlardan olmak ümidiyle......... |
|
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
|
|
| • 0 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz? • Bağlantı |
11/1/2007 - BİLİRİM........
|
|
      
BİLİRİM
Bilirim yaşamak zorundayım yenmeden ve yenilmeden.
Hayallerim umutlarımın ötesindedir bilirim!...
Bilirim acılarım sevinçlerimin başucundadır!
Gelmeden gitmenin, yaşamadan ölmenin telaşı kaplar biranda beni...
Bilirim tükenmek üzeredir bana verilen süre
Yanarım binbir pişmanlık içinde;
Ne yapsaydım, neyi yapmasaydım diye!
Bilirim boşunadır, fayda vermez son pişmanlık!
İçimde bir ses fısıldar sakinleş, rahat ol diye.
Ama bilirim merhamet bir kefededir,
Diğer kefede ise ceza...
Hangisi ağır gelecek benim için bilemem
Ama bilirimki;
RAHMAN'dır RAHİM'dir O
...!!!...
Sığınırım merhametine yoktan var edenin!
Suyun toprağa sığındığı gibi...
Merhametiyle örter,
Gizler Rabbim günahlarımı,
Gecenin gündüzü örttüğü gibi.
Bir secdede bulurum kendimi.
Göz yaşlarım uyandırır ansızın beni!
Bir rüyedır bu bilirim;
O her zaman.
RAHMAN'dır RAHİM'dir
...!!!...
Rahmeti gazabına galip gelir.
B
İ
L
İ
R
İ
M
!
!
!
      
|
| • 2 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz? • Bağlantı |
11/1/2007 - LEYLA DEDİMSE SEN.......
|
|

Leyla dedimse Sen, Suna dedimse Sen, Yar dedimse, Yaran dedimse Sen, Sen gizlisin en aşikar varlıklarda, isimler farklı farklı olsa da, Sen işlenmişsin kalbimizin mahzenine, Sana çıkar bütün yollar, Sana açılır bütün kapılar, sevdalar Sende kemale erer. Adımlar hep Sana atılır.
Şiirlerin kalbinde Senin adın saklıdır, nağmeler Sana bestelenir. Yelkovan askınla, akrep askınla döndürür zamanı, döndükçe, dünya döner askından, aktıkça, nehirler akar ardından...
Hasret Senin adındır, özlem Sensin içimizde...
Kandillerde ışıklar ansızın söndüğünde, Sensin en parlak Nur yüreğimizde. Seherin bağrına düşen gözyaşlarda aşkın gizlidir, aşkın gizlidir fecir vakti dualarda, yakarışlarda...
Aksamların yalnızlığında, yalnızlığın bağrında Sensin görünen. Gariplerin yoldaşı,sırdaşı,arkadaşı, Sensin velisi, vekili kimsesiz kalmış gönüllerin...
Seni konuşur hatipler, Seni susar evliyalar, Sana bakar aşıklar, Sana koşar sevdalılar. Secdeler Sana yükselir, dalga dalga Sana ulaşır zikirler. Bize kalem ile yazmayı ögrettiğinden beri, Sana yürür kelimeler.
Sen deyince susar diller, yanardağlar kızsa da gönülde...
Ferhat dağlar ardında aradı Seni, mecnun çöllerin bağrında. Masivayı seviyor görünse de gönül, sevmek, Seni sevmektir aslında. Yanmaktır, yanardağlar gibi içten içe ve susmaktır Seni sevmek, yalnız Seninle konuşmaktır, Seninle dertleşmektir, yandıkça susamaktır, susadıkça yanmaktır, en güzel şarabı tatmaktır Seni sevmek, Hak ile dolmaktır, ham iken olmaktır, hiçbir zaman solmamaktır seni sevmek...
Aynalardakı pırıltıyı çözdük Rabbim, biz sonsuz Nur´unu diliyoruz... Yalnız seni, Yalnız sevgini diliyoruz... Yalnız sevgini, Yalnız seni diliyoruz...

|
| • 0 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz? • Bağlantı |
10/1/2007 - KALBİ DUALARIMIZ(ELFÜ ELFÜ AMİN)
|
|

İlahî rahmetiyle ve bu rahmetinin eseri olan lütuflarıyla top yekun mahlukatı kuşatan Rahman ism-i celîlinin sahibi, Âlemlerin Rabbi Allah'a, mahlukatının solukları adedince hamd ü sena; hem fert fert hem de bütün bir beşeriyet olarak medyunu bulunduğumuz İnsanlığın İftihar Tablosu Hazreti Muhammed Mustafa'ya, O'nun güzide aile fertlerine, seçkin yol arkadaşlarına salât ü selam ediyor, aczımızın, fakrımızın şuurunda olarak bir kez daha sonsuz şefkat sahibi Rabbimizin ulu dergahına sığınıyoruz:
Ey bilinmesi gerektiği ölçüde bilmekten fersah fersah uzak bulunduğumuz yüce Rabbimiz! Bizi marifet denizinin derinliklerine daldır; daldır ki, kalplerimiz saffet bulsun, yolumuzun sonu da vuslat olsun! Bizi nurunla rızıklandır.. şek ve şüphenin karanlık vadilerinden uzaklaştır.. zahirimizi ve batınımızı ilahî inayetinle te'yîd buyur ve bizi cismaniyetinin altında kalıp da ezilenlerin elîm akıbetine maruz bırakma!...
Ey kullarının dualarına her zaman mukabelede bulunan yüceler yücesi Rab! Bizim dualarımızı da kabul et.. bizi dünyada da, ukbada da kaybedenlerden eyleme.. her türlü bela ve musibetlerden sıyanet buyur ve umduklarımızın ötesinde sürpriz lütuflarınla sevindir!...
Mahlukatın en şereflisi ve mevcudatın Efendisi'ne, hürmete ziyadesiyle layık aile halkına ve ashab-ı güzinine salât ü selam ederek dualarımızı Kabe-i Muazzama'da yapılmış dualar gibi kabul buyurmanı diliyoruz.
Ya Rab! Eksik-gedik de olsa, ne olur, şu teveccühümüzü karşılıksız bırakma!
|
| • 1 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz? • Bağlantı |
10/1/2007 - AGLAMA ÇOCUK
|

Ağlama çocuk!...
Bak,soğuk hava bu sabah!...
Ağlama,yaşların üşür gözlerinde...
Şimdi bir serin meltem eser gündoğumundan,
öper soluk yanaklarını,
alır götürür buzları kirpiklerinden...
Isınır yüreğin,
gülersin...
Hadi!...
Ağlama çocuk!...
Seni bekliyor gülümsemeler yüreklerimizde...
Koş,topla hadi,durma!...
Sonra da bölüşelim beraberce kardeş payı...
Sen bir tutam gülümseme ver bana,
ben de bir avuç sevgi koparayım gönlümden,
fit olalım,ne dersin?
Ağlama!...
Zil çalıyor bak!...Bırak ak tebeşiri elinden...
Bitti artık,hüzünleri işlediğin
ve ağladığın bu son dersin... |
|
|
Yorum yaz!
|
|
|